Bilim Felsefesi

BİLİM FELSEFESİ
Bilim Felsefesinin Tanımlanması ve Problem Alanı

        Bilim felsefesini, bilimle ilgili olan belli bir çeşitten önermelerden kurulu felsefe sorunlarını inceleyen felsefe kolu şeklinde tanımlayabiliriz.Bilim felsefesinin amacı ve yöntemi ise genel(analitik) felsefenin amaç ve yönteminden farksızdır.Bilim felsefesi, bilim anlamayı ve açıklamayı hedefleyen bilimsel bilgi birikimi üzerine yapılan felsefi çalışmalardır.Bilim felsefesi deyince bilim denilen etkinliğin amacını, yöntemini ve kavram yapısını mantıki çözümlemelerle belirleme faaliyeti akla gelir.Bilim felsefesinin ele aldığı konular çok geniştir.

         Bilimsel işlemleri dil dışı işlemler ve dilsel işlemler diye ikiye ayırıyoruz.Dil-dışı işlemler bilim adamlarının yaptıkları çeşitli gözlem ve deneylerdir.Dilsel işlemler ise bilim adamlarının belli bir takım bilimsel önermelerinin doğruluğunu kabul etmelerinden ibarettir.

          Bilim felsefesi daha çok temel önemi olan önermelerle uğraşır.Bunu neticesinde sınırsız sayıdaki sıradan bilimsel önermeleri bir yana bırakır.Şu halde bilim felsefesinin konusuna giren üst-bilimsel önermeler içinde geçen en önemli terimler şunlardır:Belgeleme,pekiştirme,dedüksiyon(tümdengelim), indüksiyon(tümevarım),olasılık,olay açıklaması, öndeyi(prediction), kanun,varsayım, nedensellik, amaçlılık... vb. terimlerdir.

 

Bilime Klasik Görüş Açısından Bakış

Bilim Nedir?

        Bilim, bir bilgi sistemidir.Belirli bir bilgi sistemi de,doğruluğu kabul edilen,mantık bakımından birbirine bağlı bulunan bir önermeler bütünüdür.Bilim sözcüğü dar anlamında yalnızca tabiat bilimleri için kullanılmaktaysa da,burada çok geniş manasında,matematik ve formel mantığı da içine alacak şekilde kullanılmaktadır.Bilim,özel bir bilgi türüdür;başka bir deyişle çeşitli bilgi türleri arasında kendine has özellikleri olan bir bilgi çeşididir.

 

Bilimsel Bilginin Özellikleri

1-Olgusal Oluş:Bilimin önermeleri, doğrudan veya dolaylı gözlem ya da deney konusu olan olguları ifade eder.

2-Mantıksal Oluş:Bilimin elde ettiği bilgi,mantıksal bir çıkarımın bilgisidir.

3-Nesnel Oluş:Bilimsel bilgi objektifdir;duygu ve önyargılardan bağımsız olmalıdır.

4-Eleştirici Oluş:Bilimsel bilgi, her bilginin doğruluğundan şüphe edilerek elde edilir.

5-Birleştirici Oluş:Bilimsel bilgi,çeşitli bilimlerin bilgisini tek bir yöntemle birleştirmeye çalışır.

6-Genelleyici Oluş:Bilim önce soyutlar,sonra genelleme yapar.Tek tek olgular üzerinde genel bir bilgi kurulamaz.

 

Bilimsel Yöntemin Özellikleri

         Yöntem,düzenli bir zihin faaliyetinin,hatalardan korunarak belli bir sonuca ve hedefe ulaşmak için izlediği bir plandır.İnsan zihni gözlem,deney,hipotez ve akıl yürütme gibi eylemlere başvurur.Bilimsel yöntem bir dizi zihin eylemlerinden oluşan bir süreçtir.Bu süreç betimleme ve açıklama olarak iki aşamada tamamlanır.

1-Betimleme:Bu aşama analiz aşamasıdır.Zihin önce gözlem ve deneyle dışarıdan gelen olgulara ait izlenimleri belli öğelerine ayırır;onlar arasındaki ilişkileri,bağlantıları tespit eder.Analizden sonra deneyle elde ettiği bilgileri sınıflar,özelliklerini belirtir ve betimler.

2-Açıklama Aşaması:Bilimsel açıklama bir olgu gerçeğini,bir akıl gerçeğine çevirmektir.Bu çevirme işleminin sonucu bir olgu önceki bir sistemin önermelerine tutarlı bir biçimde bağlanır.Bu aşamada genelleme yapılır.Bu genelleme bir sentezdir ve ilerleyicidir.Bilimsel yöntem,herhangi bir otoriteye dayanmadan,bir iddianın doğruluğuna inanmadan önce,sonuçlarla ilgili olarak ayrıntılı gözlemlerde bulunma ihtiyacını öne çıkarmaktadır.Bu anlamda bilimsel yöntem bilgiye ulaşma yolunda büyük bir ilerleme sağlamaktadır.Bunun için bilimsel yöntem, evrenin yapısını iyice kavramada ve gelecekte olacak olanı önceden doğru tahmin etmede en etkin yoldur.

 

Bilimin Tarihçesi

          Bilim insanlığın yarattığı değerler arasında en yenisidir ve en sıkı disiplin isteyenidir.Din,dil,sanat,ahlak hatta hukuk insanlık tarihi kadar eskidir.Gerçekte tarihsel olarak bilim,dinsel ve ahlaksal inançların derin eleştirisi olarak ortaya çıkmıştır.Zamanla bu eleştirici özelliğinden dolayı,günlük bilginin,diğer dini ve ahlaki bilginin sınırları aşılarak daha gerçekçi,daha rasyonel bir bakış açısı kazanılmıştır.Gittikçe,bilimsel görüş gelişmiştir.Hatta felsefi ve bilimsel düşünce birlikte doğmuştur.

          Modern bilimin ilk önemli ürünlerini vermeye başladığı 17.yüzyılın başlarında ilk defa Galilee “felsefe” yerine bilim(scienza)deyimini bir kitabını başlığında kullanmıştır.

          Günümüz anlamında bilimin birçok özelliğini Newton(1642-1727)’un çalışmalarında geniş şekilde bulmak mümkündür.Newton,gerek kendinden önceki bazı düşünürlerin bir sentezi olması,gerekse fizikte belli bir alandaki çalışmaları en üst seviyeye çıkarması bakımından bir dönüm noktasıdır.

          Galiba İngiltere’de “felsefe”yerine “bilim”sözcüğünü ilk kullanan William Whewell(1840)olmuş,ondan sonra da sözcük literatürde daha sık kullanılmaya başlanmıştır.Başlangıçta az da olsa karşı çıkanlar olmuşsa da özellikle fizik,kimya gibi –pozitif diye nitelendirilen-bilim dallarındaki hızlı ve baş döndürücü gelişmelerden sonra “bilim”sözcüğü gittikçe yaygınlık ve saygınlık kazanmıştır.

         Batıda durum bu iken, Orta Çağ İslam dünyasında ise doğa bilimleri çok büyük gelişmeler kaydetmiştir.Çünkü İslamiyet hem doğanın araştırılmasını emrediyordu hem de doğaya sevgi ile yaklaşılmasını istiyordu.İslam düşüncesi madde dünyasını reddetmiyor,bilakis onun yapısınız incelenmesini istiyordu.Böylece fizik,kimya,astronomi,matematik gibi bilimler hızla gelişme göstermiştir.8.yüzyılda Cabir İbni Hayyan kimyayı,Harezmi cebiri,İbnü’l-Heysem optiği kurdu.İbni Sina da Batı’da en büyük tıp otoritesi oldu.Biruni’nin yaşadığı döneme batılı bilim tarihçileri Biruni çağı adını verdiler.Bütün bu gelişmeler sonunda İslam dünyasında çok parlak bir bilim ve uygarlık hayatı doğdu.İslam bilginlerinin eserleri İspanya ve Sicilya yoluyla Batı’ya geçti.Bu şekilde 13.yüzyıldan itibaren batıda Rönesans’ın temelleri atılmış oldu.

 

Batı’da ki Doğa Bilim Çalışmaları

Yöntem Araştırmaları

        Aristoteles,mantığı fizik ve metafiziği izah için metod olarak kullanıyordu.Onun mantığı,batı ve doğu ortaçağında bir alet olarak telakki edilmiş ve bütün bilimsel faaliyetler için metod olarak rağbet görmüştür.Aristoteles’in akıl yürütme teorisine karşı çıkanların başında Galilee,Francis Bacon e Descartes gelir.Onlar mantığı metod olarak yetersiz görmüş ve yeni metod arayışlarına başlamışlardır.Bunlardan Bacon kıyas teorisi yerine tümevarımı esas alıp geliştirmeye çalışmıştır.

       Descartes ise,Aristoteles’in yöntemi,yeni ilmi kurmaya elverişli olmadığından,ulaşmak ,istediği o sarsılmaz bilime ancak matematiğin yürüdüğü yolla varılacağına inanmıştı.Descartes kıyas teorisi yerine ideal bir metod olarak matematik dedüksiyonu getirmiştir.Rönesanstan sonra tabiat artık matematik bağıntılar sistemi olarak görülüyordu.İnsan zihni en açık olarak nicelik bağıntılarını görebildiğinden nitelik bakımından tabiat her insana farklı farklı görünecektir.Buna karşın matematik tabiat görüşünde,nesneleri ölçülebilen,sayıya vurulabilen yönleri ile yani nicelikleri bakımından esastır.

       Matematiği tabiata uygulayan Galilee’nin başarısı dikkat çekicidir.Cisimlerin neden düştüğünü değil nasıl düştüğünü meydana çıkarmayı düşünmüştür.Aristoteles’in yüklem mantığının ,en ufak bir yüklem bağıntısını yazamadığını görerek,onu bir yana itmiş,yerine matematiği koymuştur.Matematik geliştikçe bilimin mantığı karakterini kazanmıştır.

Tümevarım Problemi:Tümevarım,bilimsel yöntemde oynadığı temel ve vazgeçilmez rolünden dolayı bilim felsefesinde özel önemi olan bir problemdir.Klasik bakış açısına getirilen eleştiri tümevarım problemini içerir.Klasik bilimsel anlayış temelde tümdengelime değil de tümevarıma dayandığı için tümevarımın içerdiği eksikliklerden soyutlanamaz.Bütün hayatımız,tümevarımın bize çevremizle ve eylemlerimizin muhtemel sonuçlarıyla ilgili olarak oldukça güvenilir öndeyiler sağladığı duygusuna dayanır.Tümevarım olmasa bütün hayatımız kaotik bir hal alır.Tümevarım doğal dünyadaki düzenlilikleri keşfetmenin ve doğal dünyanın gelecekteki oluşuna ilişkin öndeyide bulunmanın olağanüstü yararlı bir yoludur.Bilim tümevarım ilkesine dayanıyorsa,o zaman elde tümevarıma beslenen inancın doğrulanmış bir inanç olduğunu göstere çok sayıda delil var demektir.Bu merkezi role karşılık bu ile tümden güvenilir değildir.Çünkü onun sonuçları,öncülleri doğru olan tümdengelimin sonuçları kadar değildir.Bir diğer eleştiri onun genelleme olması özelliği dikkate alınarak yapılır.Bir de tümevarım ilkesinin kendisi,bizzat tümevarıma dayandığı için eleştirilir.Böyle olunca tümevarımı savunan görüş kısır-döngü içeren bir ispatlama olarak görülmektedir.

 

Yanlışlamacılık:Tümevarım problemini çözmenin bir yolu da tümevarımın bilimsel yöntemin temeli olduğunu reddetmektir.İşte Karl Popper tarafından geliştirilen yanlışlamacılık da bunu yapar.Yanlışlamacılar klasik bilim görüşünün yanlış olduğunu savunur.Yanlışlamacılara göre bilimsel teorilerin ve doğa yasalarının doğruluk iddiasında bulunmalarından söz etmek doğru değildir.Bilim,teorilerinin doğru olduğunu kanıtlamak yerine,onları yanlışlamaya çalışmak suretiyle gelişir.Yanlış olduğu gösterilen bir teori bir tarafa atılır ya da en azından değişikliğe uğratılır.Bilim,o halde tahmin ve çürütme yoluyla ilerler.Bir teorinin mutlak biçimde doğruluğundan söz edilemez.Bir teorinin yararlılığının veya verimliliğinin ölçüsü,onun yanlışlanabilir olma derecesidir.Test edilemez hipotezlerden uzak durmanın en önemli nedeni,bu hipotezlerin bilimin ilerlemesine engel olmalarıdır.Bilim,yanlışlanan ve daha iyi teorilerle değiştirilen teoriler sayesinde ilerler.

Yanlışlamacılığın Eleştirisi:Ona yönelik bir eleştiri,onun bilimde hipotezlerin doğrulanmasını açıklayamamasıdır.Başka bir eleştiri ise,bilimsel teorilerin,göründüğünden daha kompleks olması ve bir dizi teorik kabulü içermesidir.Bir başka eksikliği ise bilim tarihindeki önemli gelişmelerden hemen hiçbirini doyurucu biçimde açıklayamamasıdır.

 

Bilimde Farklı Yaklaşımlar

1-Bilimi bir ürün olarak kabul eden eğilim

2-Bilimi bir etkinlik olarak kabul eden eğilim

        Böyle bir ayrımın dayandığı nokta her bilimsel faaliyetin sonucunda bilimsel dediğimiz bir ürünün elde edilemeyişidir.Ama yine de bilimsel faaliyet olarak kalır ve değerlidir.Bilimi bilim yapan şey,bilimsel sonuçlara ulaşmaktan çok dünyaya bilimsel olarak yaklaşmaktan,onu bilimsel yöntemlerle araştırmaktan ibarettir.Birinci durumda bilim herhangi bir şekilde organize edilmiş doğru bilgiler bütünüdür.İkinci durumda bilim birtakım özel zihinsel ve uydulamaya dönük işlemler toplamıdır.

 

Tabiat Kanunları

        Bilimin keşfettiği tabiat kanunları geçerli oldukları mutlak olarak kanıtlanmış yasalar değildir.Onlar doğru olmaz ihtimalleri hayli yüksek olan genellemelerdir.Bu yasaları doğrulamak için ne kadar çok gözlem yaparsak,onların doğru olma ihtimalleri o kadar artar.Buna olasılık diye bakılır.Tabiat kanunu ve nedensellik,tesadüf ve tabiatüstü ile açıklamaya karşı doğmuş olan bilim düşüncesinin temel fikridir.İnsanların kurduğu kanun ve Allah’ın kurduğu düzen anlamındaki kanunu,tabiat olayları arasındaki sabit ilişki ve gereklilik anlamındaki kanundan ayırmak oldukça geç olmuştur.Sabit zihin kurallarına ait araştırma ve bazı tabiat olaylarındaki değişmez münasebetler daha Aristo,Barlamyus,Arşimed,Euklides zamanında ortaya çıkığı halde modern bilimin anladığı kanun fikri henüz doğmamıştır.

 

Bilimin Değeri

         Bilimin değeri problemi”bilim-akıl ilişkileri” problemidir.Bilimsel bilgi bazen mutlaklaştırılmaktadır.Bilime aşırı güven ve bağlılık aslında bilimin sınırlarını aşmak olur.Bilimsel bilginin,mutlak doğruluğunu ve her problemi çözme iddiası gerçeğe uygun değildir.İnsanın sanat,din,ahlak gibi değer alanlarında üretilen bilgileri hiçe saymak,onları da dine bağlama yanlıştır.Bu düşünce bilimi yüceltmez.Çünkü bilimin bu değer alanlarını düzenleme kaygısı yoktur.

        Nusret Hızır bilimle ilgili şöyle bir görüşte bulunmuştur: “Deneysel diye nitelenen fizik,kimya gibi bilimler aslında hiç de deneye dayanmazlar.Bunlar deneyin verisi denen bir iki noktayı vesile edinerek sırf zihin tarafından uydurulan yapılardır.Deneyle kurulan bilim bu karakterde olunca her şey aslında insan zihninin ürünü olacak ve deney,deneyim gibi şeyler ancak insan zihninin işlemesinde birer uyarıcı,birer bahane derecesine düşecektir.”


Ders tarihi
19.4.2009

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !